Nişantaşı denince aklınıza ne gelir? Lüks mağazalar, şık insanlar ve kaliteli mekanlar; değil mi? Bu nezih semtle özdeşleşen mekanlardan biri ise şüphesiz, Abdi İpekçi Caddesi üzerindeki Beymen mağazasının giriş katında hizmet veren Beymen Brasserie.
Amerikalı Guru’muz Louis ile, 29 grubunun executive şefi Mert Şeran’ın rehberliği ve işletme müdürü Esra Danişmend Abay’ın sıcak ev sahipliğinde çok özel bir tadım gerçekleştirdik. Ve deneyimimizi de her zamanki gibi iki sütunda, yan yana, ancak kendimize ait bakış açılarımızla ve ana dillerimizde kaleme aldık. İddialı olmakta son derece haklı olduğuna karar verdiğimiz Beymen Brasserie‘yi bir de bizimle keşfetmeye var mısınız?
Louis:”“ACTION!” the word rang out through the intersection in Istanbul’s trendy district of Nişantaşı. What’s that guy yelling about? It’s a movie they are filming in front of the swanky Louis Vuitton, Prada, Dolce Gabbana corner of luxurious consumption. But this isn’t just a movie set, this is real life… This is the place where restaurants advertise their names in unreadable script to prevent customers wandering in who don’t already know where the place is. This is the part of town where a 100 Lira power lunch is par-for-the-course when charged to the expense account. In this edition of the blog, I test the validity of the old adage “you get what you pay for” and am pleasantly surprised.”
Zeynep: “Nişantaşı maalesef ne işime, ne de evime yakın. Dolayısıyla da daha çok gece çıkmalarında, öncelerinde veya sonralarında yolumun düştüğü bir semt. Brasserie’ye de ilk defa gündüz vakti geliyorum. Yaz kış keyifli bahçesinde çok kez bir aperatif almışlığım var ama menüsüne ilk defa alıcı gözüyle bakacağım, menüdeki lezzetlerle bugün tanışacağım.
Kapıdan içeri girdiğimizde ilk düşüncelerim: “Ne kadar rahat, ferah bir mekanmış. Yüksek tavan ve pencereler; koyu ama sade renklerden oluşan dekorasyon… Beyaz örtülü masalar da var, çıplak bırakılmışlar da. “Gel, gel, nasılsan öyle gel” der gibi…”
Louis: “Beymen Brasserie is placed in the corner of the high end knick-knack store called Beymen. A brasserie is a French style restaurant with full service, food served all day, and usually tablecloths, think: bistro for the working professional. The menu presents a range of appropriate dishes, with modern continental fare, updated versions of Euro-classics, and a few new-world favorites. If you think you’re going to get a cheap bite, forget it. If you have some cash to burn and want to enjoy life for a couple hours, dive in headfirst.”
Zeynep: “Esra Hanım’ın tavsiyesi üzerine açılışı kokteyllerle yapıyoruz. Taze Granny (yeşil-ekşi-ithal) elmayla hazırlanan Apple Martini’nin hoplatamayacağı kadın yüreği olmadığını iddia ederim. Red Sonja’nın da, ilk bakışta bir ‘kadın içkisi’ gibi dursa da, Brigitte Nielsen’ın ölümsüzleştirdiği sinema karakteri gibi ‘güçlü’ bir yapıya sahip olduğunu söyleyebilirim 😉 Açmaya kıyamadığımız ama sunumuna bayıldığımız mini köpüklü şarap, her türlü iki kişilik (romantik) kutlama için güzel bir seçenek. ”

Louis: “Starting out with the spicy Guacamole Martini, this avocado dip is deliciously tangy with lemon juice, red onions and jalapenos, plus, it comes with house-made corn tortilla chips. So crispy, so warm. i don’t know what this dish is like in Mexico, but this version makes me want to eat the whole thing. The classic French onion soup is great as well, with naturally sweet caramelized onions, and a generous amount of cheddar and gruyere melted on top. I have been to france and ate onion soups there but they weren’t as good as this one, maybe i was just in the wrong places in Paris though… it could be like judging kofte based on some bufe next to the Hagia Sofia. Lastly, lets not forget the tempura shrimps (Popcorn Shrimps), which were crunchy and coated in a sweet and sour sauce but got soggy quickly, so make sure you gobble them double-time.
Apple martini is made with real apple juice, which is cool, if you’re a girl and into drinking some really flashy green thing in a tiny glass. Men are too masculine to have a drink that tastes good, thats why they always order straight whisky. The lemonade is really good too, for you non-drinkers.”
Zeynep: “Şefimizin de aramıza katılmasıyla yemek şöleni başlıyor. Avant Garde mutfağının Türkiye’deki öncülerinden olan Mert Şeran, bizim için çok özel bir menü hazırlamış… Guacamole Martini, martini bardağında sunulan nefis bir avokado ‘dip’i. Ev yapımı tortilla cipslerini bu ekşi, kırmızı soğanlı sosa batırıp yemeye doyamayacaksınız. Üzerinde nefis bir çedar peyniri kabuğu, içerisinde ise soğan, zeytin yağı, tavuk suyu, kanyak ve kırmızı şarabın yanı sıra ekşi mayalı ekmek bulunan Fransız usulü soğan çorbası benim gibi bir çorba sever için unutulmaz bir deneyim. Bana göre bugünkü tadımın altın anlarından birini yaşıyorum. Popcorn Karides, sunum olarak ‘alternatif’, tatlı ekşi sosuyla ise ‘klasik’ olarak tanımlanabilecek bir lezzet. Ortaya karışık bir kaç başlangıç ve ara sıcak söyleyecekseniz, bu seçeneği de es geçmeyin derim.
Pastanelerde taze kaşarla doldurulan mini sandviçler vardır ya… Onları unutun. Pizza hamurundan yapılıp zeytin yağında kızartılan çıtır çıtır ufak sandviçler olan Panzarotti’lerin onlarla hiç ama hiç bir alakası yok 🙂 Parmesan peyniri ve İtalyan şarküteri ürünleriyle doldurulmuş bu lezzet şaheserlerini yemeden asla ama asla mekandan çıkmayın!”
Louis: “Already feeling fat, i managed to try a truly huge schnitzel which was crispy on the outside and tender on the inside, a thin crust pizza with arugula and bresaola (Bresaola Pizza), which is almost like an italian version of pastirma, thickly sliced for a real meaty flavor. The Steamed Salmon was tasty, and seemed very healthy, if very slightly overcooked for my taste, but don’t trust me because i always prefer my fish as sashimi.”
Zeynep: “Çıtır çıtır, baharatlı patates kızartması bana göz kırpa dursun, ben önce mini burgerlerden birini ısırıyorum. Köftesi sulu sulu, sosu da çok lezzetli… Sıradaki Viyana Şnitzel de olması gerektiği gibi Alman usulü patates salatası eşliğinde sunuluyor. Üstelik bir çok restorandakinin aksine; kontrfile, siparişten sonra incecik dövülüp pane ediliyor; yani şnitzeliniz sizin için özel olarak hazırlanıyor. Buharda somon; nefis bir kuşkonmaz yatağında ve bol bol taptaze yeşil salata eşliğinde sunuluyor. Sağlık fışkıran, turuncu-yeşil bir tablo!”
Louis: “Winners in the taste test though, were the slider burgers (Mini Hamburger), which were juicy and tiny and delicious and served with a bit of totally authentic coleslaw Ala Americana, and herbed french fries. Also topping my list were the Panzarotti, which are like little fried buns made of pizza dough, but bread shaped, and stuffed with fresh parmesan cheese and assorted Charcuterie. Eat those. Seriously, go there and eat those.”
Zeynep: “İncecik Bresaola Pizza’nın sırrı, Nişantaşı Brasserie’ye özel domates sosu ve enfes kurutulmuş bir İtalyan eti olan Bresaola’nın lezzeti. Bir diğer sırrı ise, açıklamaya izin alamadığım 😉 pişirilme tekniği. Mert Bey’i mekanda yakalarsanız ona bu sırrı kendiniz sorun, belki sizi de benim gibi kıramaz… Karınlarımız yusyuvarlak, yüzlerimizde derin bir mutluluk ifadesiyle tatlı geçidine hazırlanıyoruz…”
Louis: “Not a dessert person, I still enjoyed the presentation of the wild berry milfoy, but was slightly disappointed to find the berries on the top still frozen in the center. I know that fresh berries are not available all year, and before you ask, no i don’t have any better solution than freezing them. My after dinner treat is invariably a coffee, which i drank in the form of ginseng cappuccino?? Weird yes, different yes, but also excellent. If you are a coffee purist maybe you will not appreciate covering up the natural aroma of the beans, but i liked it, and i am a professional”
Zeynep: “Orman meyveli milföy, bana göre bir tatlıda olması gereken her şeye sahip: ekşi meyveler, yumuşak ve kıvamlı krema ve çıtır çıtır bir hamur ‘unsuruna’. Dondurmalı profiterol, çikolata ve dondurmadan vazgeçemeyenlerin favorisi olmaya aday. 3 katlı bir tepside sunulan ‘Çay Keyfi’ ise 5 çayı için keyifli bir seçenek. Ve tatlı tercihiniz ne olursa olsun, Beymen Brasserie’nin ginseng espressosunu mutlaka denemeniz lazım. Kremamsı, yumuşacık tadı, alışık olduğunuz kahvelerden çok farklı. Dikkat, bağımlılık yapabilir.”
Son bir not: Yerli yabancı butik üreticilerden özenle seçilmiş şaraplardan oluşan son derece zengin bir şarap menüsü bulunan Nişantaşı Brasserie’de 14 farklı şarabı da kadehte sipariş edebiliyorsunuz.
Nişantaşı Brasserie, hafta içi 10:30-00:00, hafta sonu ise 12:00-01:00 saatleri arasında misafirlerine hizmet veriyor. Mekan, günün her saati farklı bir güzelliğe sahip. Deneyimli DJ Engin Yelkenci’nin müzik yaptığı akşamüzeri saatleri de özellikle çok hareketli geçiyor.
Her daim, keyifle tercih edebilirsiniz…
Beymen Brasserie, Nişantaşı
0 (212) 343 04 43
Mekan bilgileri için tıklayın.
Zeynep & Louis’in diğer ortak yazıları için tıklayın.
[Bu yazının orijinalini, Mekanist için yazmıştık. ]
Leave a comment