Geçen hafta, İzmirli iş adamı ve her şeyden öte “Dünya İnsanı” Haluk Özyavuz’un gurme tecrübelerini paylaştığı sitesi Gevrek & Ginger‘in özel davetlisi olarak, Tomtom mahallesinde hizmet veren Nicole‘da; şehrin en tanınmış, ün yapmış yiyecek -içecek bloggerlarıyla, çok keyifli bir etkinlikte bir araya geldik.
Tanıdık yüzler, Mekanist Guruları, çoğunluktaydı. Bu da tabii ki gurur vericiydi 🙂 Şahane manzarasının ötesinde çok da iyi lezzetlere sahip olduğunu duyduğum bu özel mekanı bu vesileyle deneyecek olmak ise işin bonusuydu doğrusu.
Öncelikle bu güzel etkinlik vesilesiyle tanıştığım Nicole’un beni de çok etkilediğini söylemeliyim. Bana göre İstanbul’un şu an en iyi birkaç restoranından biri. İçerisinde bulunduğu Tom Tom Suites, oldukça heybetli bir mimariye sahip, şık bir butik otel. İçeri girdiğiniz anda ise; klas mekan parfümü, profesyonel ışıklandırması ve duvarlardaki göz alıcı yağlı boya İstanbul resimleri sayesinde şehrin karmaşasından, gürültüsünden, tozu toprağından kopup “moda” giriyorsunuz. Cam asansörle 4.kata çıktığınızda ise Nicole’un son derece başarılı olan ışıklandırmasıyla sıcacık, yüksek tavanıyla ferah, boydan boya camların ardındaki enfes Boğaz manzarasıyla ise nefes kesici atmosferine çarpılıyorsunuz. Etkinliğimize dönecek olursak…
Haluk Bey ve ekibinin sıcacık, tatlı sohbeti; geceye damgasını vurdu. İzmirli ve İstanbullu lezzetseverler olarak, kırk yıllık dostmuş gibi kaynaşabildiysek; ortak paydamız olan lezzet keşfinin ötesinde Gevrek & Ginger ekibinin kusursuz ev sahipliğinin de rolü büyüktü. Eski ve yeni dostlarla sohbet ede ede, adeta dünyayı lezzetleriyle dolaştığımız kokteylin ardından; ismimize özel kartlarla süslenmiş, ve her birimize çok cici hediyelerin bırakılmış olduğu masalarımıza geçtik…
Kırka yakın misafirden oluşan büyük grubumuz, mekanın Paris’te eğitim görmüş ve Michelin yıldızlı restoranlarda çalışmış şefleri Kaan Sakarya ve Aylin Yazıcıoğlu Sakarya çiftinin gözlerini biraz büyütse ve baştan, oluşabilecek ufak tefek aksaklıklar için özür dileseler de, en ufak bir kusurlarını görmediğimizi belirtmeliyim. 8 course’dan oluşan tadım menüsünün ikinci kısmını, erken kalkmam gerektiğinden üzülerek kaçırmış olsam da, deneme fırsatı bulduklarım, devamının da aynı derecede başarılı olacağı konusunda şüphe bırakmadı. Gevrek (İzmir’in simidi) & Ginger (Zencefil) isminden yola çıkarak yemekten önce gevrek ve yanında zencefilli tereyağ servis eden mekanın tüm sunumları son derece rafine ve orijinaldi.
İkramlar kısmında servis edilen ufak lezzetler de hem göze hem damağa hitap ediyordu. Fotoğrafta göründüklerinden daha da minnoşlardı 🙂 Havuç ve mandalina ile servis edilen jumbo karidese narenciye çok yakışmıştı. Rezene ve safranlı Bouillabaisse, barbun balığıyla yapılmıştı. Rezene’yi çok severim, eklendiği her yemekte akılda kalıcı bir nuanstır. Fındık ve kahve eşliğinde sunulan karnabahar da alışılagelmiş karnabahar gratenlere çok güzel bir alternatifti. Hamileyken yaz ortasında aşerdiği tek şey karnabahar olan birinin sözüne güvenin; çok lezzetliydi.
Maalesef menünün asıl ağır topları kuş böreği, füme dana yanak ve kuzu kelle gelmeden davetten ayrılmak zorunda kaldım. Ancak şölenin devamını, Blogger-Guru arkadaşlarımın sosyal medya paylaşımlarından imrenerek takip etmeye devam ettiğimi belirtmeliyim.
Bu güzel davet için öncelikle Gevrek & Ginger‘a, ayrıca bizi bu kadar güzel ağırlayan Nicole ekibine teşekkür ederim. Nice güzel buluşmada bir araya gelmek üzere…

Leave a comment