Zaman ne çabuk geçiyor, hayat ne çabuk değişiyor… Henüz 1,5 ay önce Mekanist’in blogunda yayımlanan röportajımı, biraz da arşivlemek amacıyla, bir kez de buradan paylaşmak istiyorum. Son soruya verdiğim cevapta belirttiğim 2015 hedeflerimden biraz sapma oldu, tamam… Ama özünde ne demişim? “Mekanist’te her alanda ciddi değişiklikler olacak ve kişisel blog ve sosyal medya hesaplarıma daha fazla zaman ayıracağım.” E doğru demişim, değil mi? 😉
Kısa ve öz biraz kendinden ve blogundan bahseder misin?
Mekanistler beni Mekanist’ten tanıyor zaten 🙂 Kurucu ortaklara 2009’da katılıp, bugünkü Mekanist’i inşaat eden ekibin gururlu, ilk ücretli çalışanıyım. Alman Lisesi ve Bilkent İktisat mezunuyum. 5,5 sene büyük bir bankada çalışıp, şimdi 7 yaşında olan kızımı doğurduktan bir kaç ay sonra, bana çok da uygun olmayan kurumsal hayata veda ettim. Mekanist’te 1.200’e yakın yorumum, blogunda da onlarca yazım var. Geçen sene ise kişisel blogum elidolu.com’u ve uzun zamandır hayalini kurduğum, çocuk kitabı tavsiyeleri verdiğim blogum kitapannem.com ‘u hayata geçirdim.
Elidolu, zamanında bir e-ticaret fikri için aldığım bir domaindi. O proje hala uykuda. Domaini ise, daha fazla atıl kalmasın diye; aklımdan, içimden geçenleri yazmak için o projemden “ödünç” aldım. Elidolu’nun konu veya format sınırlaması yok. İstediğim gibi içimi döküyorum.
Kitapannem ise asıl göz bebeğim. Nasıl cici anneler, süt anneler, yabancılarda ise vaftiz anneleri varsa; ben de tüm çocukların kitap annesi olmaya adayım. Mutlu toplumlar, mutlu bireylerden oluşur. Mutlu bireyleri de, mutlu çocukluklar yaratır. Doğru kitaplarla tanışmak, fırtınalı bile geçse, mutlu bir çocukluğun en garanti yolu bence…
Mekanist’le tanışman nasıl oldu?
Mekanist, 6 senedir gece gündüz, haftanın 7 günü hayatımın merkezinde. Onun bende, benim onda emeğim çok 🙂 6 sene içerisinde 1.200’e yakın yorum yazmışım, blogunda onlarca yazım; web sayfasından mobil uygulamasına kadar, her köşesinde bizzat yazmadıysam bile, en azından editlediğim binlerce cümle var… Mekanist’te yeme içme başta olmak üzere, her türlü mekan tecrübemi paylaşırım. Özellikle de keşif değeri yüksek yer ve lezzetleri keyifle paylaşıyorum. Biliyorum ki bu paylaşımlara değer veren, faydamın dokunduğu kişiler takip ediyor… Elidolu’dan Mekanist blogu için yazdığım mekan incelemelerini de yeniden yayımlıyorum. Benim için kişisel bir arşiv gibi oluyor. Kitapannem ise Mekanist’ten tamamen bağımsız. Orada çocuk Zeynep yaşıyor…
İstanbul’daki favori 3 mekanın?
La Vie En Rose, Yeniköy – Burçdaşım ve sevgili arkadaşım Işıl, bana göre şehrin en masalımsı ortamına sahip ve en leziz kahvaltılı mekanını yaratmış. Ev yapımı sıcacık kuruvasanlar, çeşit çeşit omletler, mis kokulu ekşi mayalı ekmekler… Bizimkisi ilk görüşte aşktı 🙂 Tatlıyla çok aram yok ama “Oreolu Cheesecake” dendiğinde akan suların durduğu arkadaşlar için LVER’un apayrı bir boyutu daha var tabii ki…
Nicole, Beyoğlu – Henüz bu hafta keşfettiğim Nicole, bana göre şu an şehrin en iyi birkaç restoranından biri. İçerisinde bulunduğu Tom Tom Suites, binası çok heybetli, şık bir butik otel. Cam asansörle 4.kata çıktığınızda ise profesyonel ışıklandırmasıyla sıcacık, yüksek tavanıyla ferah, boydan boya camların ardındaki enfes Boğaz manzarasıyla ise nefes kesici atmosfere sahip Nicole’a adımınızı atıyorsunuz. Muhteşem ortama, mükemmel servis ve rafine fine dining lezzetler eklenince, şu aralar favorim olan bu özel mekanın tadına doyum olmuyor işte…
Kydonia, Kuruçeşme – Eski ofisimizdeyken komşu olduğumuz Soul Group binası, 3 birbirinden keyifli mekana ev sahipliği yapıyor: İncirli Şaraphane, Kydonia ve La Mancha. Hepsi çok başarılı, şaraphane dışındaki iki mekan da aynı muhteşem Kuleli Askeri Lisesi manzarasını paylaşır zaten; ama Kydonia’nın lezzetlerinin yeri ayrı bende… Çeşit çeşit Ege mezelerini bu kadar lezzetli pişiren ve böylesine nezih, kadın eli değmiş bir mekanda sunan başka bir mekan bilmiyorum. Alaçatı Port’taki şubelerini de tavsiye ederim. Boğaz’da balık-meze denince beni en mutlu eden mekan olarak burasını tavsiye ediyorum herkese…
İstanbul dışından, favori 3 mekanın?
Tüm yollar Roma’ya çıkar derler ya… Düşündüğümde, damağımda son zamanlarda en sağlam iz bırakan 3 mekanın da, 2013 baharında gerçekleştirdiğim (ve elidolu’da da kaleme aldığım) Roma seyahatinde keşfettiğim adresler olduğunu fark ettim. İşte Roma’daki favori üçlüm…
Osteria Le Mani In Pasta, Roma – Bu son derece otantik, 2 katlı mekan (giriş ve bodrum katı); sıcak ve espirili (çoğu nedense İngilizce bilmeyen) garsonlarıyla hizmet veriyor ve tadını unutamayacağım lezzetlere sahip. Muhteşem şarküteri tabağını (dikkat, burada da norm, domuz eti!), Dana Steak ve Gnocchetti Sardi tipi ufak makarnayı, benim gibi karides-şeri/çeri domates ve kuşkonmaz sosuyla denemenizi tavsiye ederim. Hayatımda yediğim en leziz makarnaydı!!!
Coromandel, Roma – Navona meydanının arka sokaklarından birinde bulunan, bilmesem hayatta dikkatimi çekmeyecek bu ufak mekanın maalesef bahçesi yok ama içinde bulunduğu eski bina o kadar hoş, cafe o kadar güzel bir atmosfere sahip ki, içeride oturmaktan rahatsız olmayacaksınız. Ziyaretimizde köşedeki bir masaya yerleştirilmiş, leziz oldukları her hallerinden belli olduğu kadar, son derece de dekoratif olan kekler ve tatlılar buram buram kokuyordu… Menüden omlet, krep, croissant ve meyve & yoğurtlu müsli söyledik. Hepsi çok lezzetliydi. Kahve, İtalya’da “norm” olduğu gibi, şahaneydi! Bence Roma’da uğranması gereken bir adres.
Splendor Parthenopes, Roma – Roma’nın Delicatessen’i adeta. Nitekim müşteri kitlesi de öyle. Turistten çok, bizde Nişantaşı’nda görmeye alışık olduğumuz tarzda şıkıdım şıkıdım, genç güzel İtalyanların uğrak noktası. Burası Napoli mutfağının temsilcisiymiş. Gnochi’yi (hamuru patatesten yapılan, ufak mantıcıklara benzeteceğim… Ne olur beni ayıplamayın :)) ilk defa Splendor’da denedim. Beğendim ama gözüm babamın makarnasında kaldı. Başlangıçlardan tutun, yemeğin üzerine aldığımız tatlı ve kahveye kadar her şey nefisti! Mekan yüksek tavanlı, çok başarılı bir şekilde ışıklandırılmış ve hem şık hem sıcak bir atmosfere sahip.
Geleceğe dair planların, hedeflerin nedir?
2015 içerisinde Mekanist’in tüm alanlarında; web’de, mobil’de, blog’da ve topluluğumuzla yaptığımız buluşmalarda birçok yenilik ve geliştirmeyle karşılaşacaksınız. Kişisel olarak da, özellikle Kitapannem’e daha fazla zaman ayırmaya; yazılarımın ve instagram paylaşımlarımın sayısını arttırmaya niyetliyim.
Zeynep Ferah’ı Mekanist’te takip etmek için tıklayınız.
Blog: kitapannem
Instagram: kitapannem
Blog: elidolu
Twitter: zeynepferah
Instagram: zeynepferah
Leave a comment