Ye, Dua Et, Sev: Roma

(Alternatif başlık: Roma’da 48 Saat – Bir Gurmecik Rehberi)

Biliyorum, başlığım size gişe rekorları kıran bir filmi çağrıştırdı. Ve biliyorum, o filmde her bir “emir” baş kahramanımızın ruhsal yolculuğundaki birer ülkeyi (sırasıyla İtalya = Ye, Hindistan = Dua Et & Bali = Sev) temsil ediyor. Ama geçen sene Nisan sonunda ziyaret ettiğim Roma; romantizmi, tarihi, sanatı, estetiği ve lezzetleriyle, beni kendisine o kadar derinden hayran bıraktı ki, bu muhteşem şehri nasıl kaleme alayım diye düşündüğümde kafamda doğrudan bu başlık biçimlendi.

“Ye, Dua Et, Sev!” başlı başına Roma için söylenmiş bir söz sanki…

Roma’ya abimin düğününe katılmak için gitmiştik. Polonyalı gelinimiz ve ailesi için Roma’da evleniyor olmak, katolik olduklarından, ayrı bir önem taşıyordu… Bizim için ise, gerçek bir katolik nikahında bulunabilmek, üstelik de Roma’nın en önemli kiliselerinden biri olan Santa Maria in Aracoeli‘de, müthiş bir deneyim oldu. Bunun ötesinde 48 saat içerisinde, şehrin tarihi harikalarını yürüyerek gezdik, bol bol yedik, bol bol şarap içtik (Roma’ya gelip de içmeyeni bizzat ben dövüyorum), bol bol güldük, sohbet ettik, şarkı söyledik…

Ama bu yazıyı, sizinle aile hatıralarımı paylaşmak ya da kendi ruhsal yolculuğumu kaleme almak için yazmıyorum. Bu yazıda sizin için, Roma’da sadece 2 gününüz olsa nerelerde yiyip içip kendinizden geçebileceğinizin rehberini oluşturmak istiyorum. (Not: Mekan isimlerine tıklayarak, Mekanist’teki iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.)


1.Gün

Kahvaltı: Meşhur Piazza Navona‘yı (Navona Meydanı) çevreleyen cafelerden herhangi birinde…

….zira aralarında pek bir fark yok. Kahvaltı seçenekleri kısıtlı ancak Piazza Navona’da oturup sokak sanatçılarını ve etrafında çalıştıkları “fıskiye” demeye dilimin varmadığı, Bernini‘nin Fontana dei Quattro Fiumi‘sini seyretmek, paha biçilemez. Bir adet croissant ve bir fincan espresso sipariş edin ve Romalıcılık oynayın. Ya da bizim gibi yaratıcı olun ve İtalyanların favori başlangıç tabaklarından Caprese’i (gerçek Mozarella peyniri, kıpkırmızı domates ve fesleğen sos) İngiliz kahvaltı tabağıyla (içinde peynir yok inanabiliyor musunuz?) kombinleyip kendi kahvaltınızı kendiniz oluşturun.


Öğle Yemeği: Santa Andrea

Geleneksel Roma mutfağının (sakatat ağırlıklı olduğundan, spesiyalitelerini denemedim, itiraf etmem gerekirse) başarılı temsilcilerindenmiş… Makarnalar tabii ki al dente! Kullanılan zeytinyağı, mis gibi süt kokan mozarella… Kullanılan tüm malzemeler A sınıfı. Aşk Çeşmesi‘ne (Fontana di Trevi) ve İspanyol Merdivenleri‘ne beşer dakika yürüme mesafesinde, sokak arasında (eski İnci pastanesi ortamı tadında) nostaljik bir restoran. Garsonları çok sempatik; İtalyanca bilmemenize aldırmadan sizinle keyifle, hızlı hızlı konuşuyorlar. Mutlaka önden Caprese söyleyin ve güzel bir şişe kırmızı şarap açtırın…


Akşam Yemeği: Splendor Parthenopes

Roma’nın Delicatessen’i adeta. Nitekim müşteri kitlesi de öyle. Turistten çok, bizde Nişantaşı’nda görmeye alışık olduğumuz tarzda şıkıdım şıkıdım, genç güzel İtalyanların uğrak noktası. Burası Napoli mutfağının temsilcisiymiş. Gnochi’yi (hamuru patatesten yapılan, ufak mantıcıklara benzeteceğim… Ne olur beni ayıplamayın :))  ilk defa Splendor’da denedim. Beğendim ama gözüm babamın makarnasında kaldı. Başlangıçlardan tutun, yemeğin üzerine aldığımız tatlı ve kahveye kadar her şey nefisti! Mekan yüksek tavanlı, çok başarılı bir şekilde ışıklandırılmış ve hem şık hem sıcak bir atmosfere sahip. Bu arada Splendor’u (postları İtalyanca olsa da, sırf o paylaştıkları muhteşem yemek fotoğrafları  için) mutlaka facebook’ta da takip edin derim.


2.GÜN

Kahvaltı: Coromandel

Bu mekanı keşfimiz ayrı bir hikaye: Oteldeki ilk kahvaltımız konusunda yaşadığımız hayal kırıklığından sonra (yukarıda belirtmiştim ya; İtalyanlarda kültür çok ama kahvaltı kültürü yok), ikinci günümüzün sabahında google’a “Best Breakfast in Rome” yazdığımı hatırlıyorum 🙂 The American | in Italia blogunda denk geldiğimiz listeden Coromandel’i seçmekle isabetli bir karar verdiğimizi mekana girer girmez anladık…

Navona meydanının arka sokaklarından birinde bulunan, bilmesem hayatta dikkatimi çekmeyecek bu ufak mekanın maalesef bahçesi yok ama içinde bulunduğu eski bina o kadar hoş, cafe o kadar güzel bir atmosfere sahip ki, içeride oturmaktan rahatsız olmayacaksınız. Ziyaretimizde köşedeki bir masaya yerleştirilmiş, leziz oldukları her hallerinden belli olduğu kadar, son derece de dekoratif olan kekler ve tatlılar buram buram kokuyordu… Menüden omlet, krep, croissant ve meyve & yoğurtlu müsli söyledik. Hepsi çok lezzetliydi. Kahve, İtalya’da “norm” olduğu gibi, şahaneydi! Bence Roma’da uğranması gereken bir adres. Andıkça yüzümde güzel bir tebessüm beliriyor. Sizin de yüzünüzü güldüreceğinden eminim 🙂 Coromandel de facebook’unu son derece güzel kullanan mekanlardan bu arada…


Öğle Yemeği: Pizza Zizza

Roma seyahatimde maalesef çok özel bir pizza durağına uğrama şansım olmadı. Ama pizzacı tavsiye etmemek olmaz dediğimden, bu konuda Yelp’de 77 kişinin yorumlarıyla tam puan alan bir adresi, bu listeye eklemek istiyorum. Bir Yelp Elite’inin ifadesiyle: “Hayatımda yediğim en iyi birkaç pizzadan biriydi… 2.round pizzayı da yedikten sonra hesabı istediğimizde ise ne kadar ucuz olduğuna inanamadık!” Keşke bu araştırmayı önceden yapsaymışım dediğim bir adres. Gitmişken, benim de yerime yiyin, olur mu?


Akşam Yemeği: Osteria Le Mani in Pasta

Halamın keşfi olan ve her Roma ziyaretinde mutlaka erkenden yer ayırttığını öğrendiğimiz bu ufak restoran gerçek bir Roma Osteria‘sı. Bu son derece otantik, 2 katlı mekan (giriş ve bodrum katı); sıcak ve espirili (çoğu nedense İngilizce bilmeyen) garsonlarıyla hizmet veriyor ve tadını unutamayacağım lezzetlere sahip. Muhteşem şarküteri tabağını (dikkat, burada da norm, domuz eti!), Dana Steak ve Gnocchetti Sardi tipi ufak makarnayı, benim gibi karides-şeri/çeri domates ve kuşkonmaz sosuyla denemenizi tavsiye ederim. Durmadan “makarna” diyorum, farkındayım 🙂 Ama bu gerçekten hayatımda yediğim en leziz makarnaydı!!!

Benden bu seferlik bu kadar… Eee, hala Roma biletinizi almadınız mı? Gittiğinizde bana da bir kartpostal ya da en iyisi e-posta atmayı unutmayın! Ve tabii ki Aşk Çeşmesi‘ne sırtınızı dönüp içine bozuk para atmayı da.. Atın ki bu muhteşem şehre yine yeniden ver her zaman gelmek, kaderinize yazılsın…


Faydalı yazı ve bağlantılar:

  • Guru dostum Selim AydoğduAraba ile İtalya Turu yapmak isteyenler için, çok önemli ipuçlarını kaleme almış.

3 thoughts on “Ye, Dua Et, Sev: Roma

Add yours

Leave a reply to bihayalperest Cancel reply

Create a website or blog at WordPress.com

Up ↑